15 Mayıs 2012 Salı

VADİLER

KANYON VADİ


a. Boğaz Vadi (Yarma Vadi): Yüksek dağ sıralarını enine yarıp geçen akarsular bu tür vadiler oluştururlar. Vadilerin yamaçları oldukça diktir ve vadi dardır.


Türkiye'de, Kızılırmak, Yeşilırmak, Fırat, Sakarya, Seyhan ve Göksu nehirleri ile Zap suyu böyle vadilerden akarlar.


b. Kanyon Vadi: Yamaçlardaki farklı  aşınma sonucu, basamaklı bir biçimde oluşan vadi tipidir. Yamaçlar oldukça dik ve derindir. Genellikle kolay aşınabilen kalın kalker tabakaları içerisinde oluşurlar.


Kanyon vadiler, Türkiye’de pek yaygın değildir. Akdeniz Bölgesi’ndeki Göksu vadisinde kanyonlar görülür.


c. Çentik (Kertik) Vadi: Akarsu yatağında aşındırma derine doğru sürüyorsa “V” şekilli vadiler oluşur. Bu tür vadilere çentik vadi adı verilir.


Çentik vadiler ülkemizde en yaygın olan vadi tipleridir. Dağlık alanlarda bu tür vadilere sıkça rastlanır.


d. Yatık yamaçlı vadi: Farklı aşınma sonucunda farklı yükseklikteki yamaçlara sahip olan vadi tipidir. Akarsu yatağının eğiminin azaldığı yerlerde görülür.


e. Tabanlı vadi: Akarsu aşındırmasının ileri safhalarında oluşan vadi şeklidir. Vadi tabanı ova özelliği kazanır. Vadi yamaçları iyice yatıklaşır ve belirginliğini kaybeder.

PLATO VE TÜRKİYEDEKİ BAŞLICA PLATOLAR

TOKAT PLATOSU

                                                                                                                                                             Yayla, (Plato) yüksek yerlerdeki derin akarsu vadileriyle yarılmış düzlükler halinde bir coğrafî yeryüzü şekli. Yükseklikleri beş yüz metreden birkaç bin metreye kadar çıkabilir. Örneğin Türkiyedeki Erzurum- Kars yaylasının yüksekliği 2000 metre civarında (1800 m) olmasına rağmen Orta Asyada bulunan Pamir Yaylasının yüksekliği 4000 m civarındadır.
TAŞELİ PLATOSU

Dünyada en geniş ve yüksek plato Tibet Platosudur. Dünyanın çatısı (roof of the world) olar
ERZURUM PLATOSU

ak isimlendirilir. Tibet Platosu 2,5 milyon km karelik bir alanı kapsar ( Fransa veya Teksasın dört kat büyüklüğündedir) ve deniz seviyesinden ortalama yüksekliği yaklaşık 16.400 ayak (feet) (5.000 mt) dir.Plateau - The shape of the land, Forces and changes, Spotlight on famous forms, For M "Plateau" at scienceclarified.com Yükseklikleri 26.248 ayak(feet) (8.000 mt) den daha fazla olan 14 dağ ve yükseklikleri 22.967 ayak (feet) (7.000 mt) dan daha fazla olan yüzlerce dağ içermektedir. Yarlung Zangbo nehri plato içinde karşıdan karşıya akmakta ve Dünyada en derin kanyon olan 'Yarlung Zangbo Grand Canyon' unu kesmektedir. Plato jeolijik aktifitelerini günümüzde hala sürdürmekte ve her yıl ortalama olarak 0,04 inç (0,1 santimetre) yükseklik kazanmaktadır.

Yaylayı parçalayarak bir ağ gibi saran akarsu vadileri arasında kalan düz veya az eğimli yayla parçaları, vadilerin derinleşerek ve yayılarak genişlemesiyle daralır ve yayla dağlık-tepelik bir şekil alır.

Yaylaların meydana gelişleri değişik şekillerde olur. Bazı yaylalar, volkanlardan püsküren lavların meydana getirdiği tabakaların akarsular tarafından yarılmasıyla ortaya çıkar. Bu tip yaylalara Kuzey Amerikada rastlanır. Diğer bir şekil ise aşınma neticesinde deniz seviyesine kadar alçalan düzlüklerin jeolojik hareketlerle tekrar yükselerek akarsular tarafından yarılmasıdır. Bazıları ise dağlar arasında meydana gelmiş olan geniş yatay düzlüklerin yine akarsu vadilerince yarılarak parçalanmasıyla ortaya çıkar.

Yayla, coğrafik bir yüzey şekli olması yanında Türkiyede değişik manalarda da kullanılır. Yazın hayvan otlatmak için çıkılan dağlık ve ormanlık bölgelerdeki yüksek, düz, otluk yerlere yayla dendiği gibi; dinlenme, tatil yapma gayesiyle çıkılan yüksek yerlere, hatta şehir gibi yerleşim yerlerindeki yüksek kısımlarda bulunan mahallelere bile yayla adı verilir. Şehir ve köylere göre daha serin ve yağışlı olan bu tip yaylalar hayvancılığın gelişmesinde büyük fayda sağladığı gibi, bu yerlerde yaşayan ahaliye ekonomik destek de sağlar. Memleketimizde sayılamayacak kadar çok olan bu yaylaların dinlenme, turizm gayesiyle kullanılan ve mahalle niteliğinde olanları turizm tatil köyleri haline gelmekte hatta geçici yerleşim yeri olmaktan çıkıp daimi ikametgah yerleri olmaktadır.

Türkiyenin hemen hemen bütün bölgelerinde yaylalara rastlamak mümkündür; Giresun-Akçalı köyü Tarsus-Namrun, Ardahan-Bülbülen, Posof- Urama Yaylası, İskenderun-Soğukoluk ve Belen, Kemaliye-Sarıçiçek ve Munzur, Artvin-Kafkasör, Ordu-Çambaşı, Kaş-Gömbe, Mersin-Fındıklıpınar, Kadirli-Maksutoğlu, Cardak, Gürlevik Muğla-Karabağ, Giresun-Kümbet, Gümüşhane- Kadırga meşhur yaylalarındandır.

Türkiye'de en fazla plato İç Anadolu Bölgesi'nde görülür.
İç Anadolu Bölgesi'ndeki bazı platolar:
•Haymana Platosu
•Cihanbeyli Platosu
•Obruk Platosu
•Bozok Platosu
•Uzunyayla Platosu
Akdeniz Bölgesi'ndeki bazı platolar:
•Taşeli Platosu
•Teke Platosu
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bazı platolar:
•Gaziantep Platosu
•Şanlıurfa Platosu
Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki bazı platolar:
•Erzurum Platosu
•Kars Platosu
Ege Bölgesi'ndeki bazı platolar:
•Bayat Platosu ( Yazılıkaya Platosu)
budur googleden ben yaıpta ayna arayan ulvi

OVALAR VE TÜRKİYEDEKİ ÖRNEKLERİ


Ova Nedir

Düzlük coğrafyada,
deniz yüzeyine göre değişik yüksekliklerde olan az eğimli yerlere verilen isimdir. Düzlükler çiftçiliğe yaylalardan veya dağlardan daha elverişlidir. Birikinti ova Alüvyonlu düzlük uzun süreler boyunca dağlardan gelen nehirlerin biriktirdiği alüvyonlu topraklarla oluşmuş yeryüzü şekilleridir.
OVALARIN ÖNEMİ :



1-Ovalar tarım ürünlerinin yetiştirildiği çok sayıda yerleşmelerin bulunduğu ve ulaşımın kolaylıkla sağlandığı sahalardır.
2-Ovalarımız önemli tarım sahalarıdır.
3-Ovalarımız önemli kentlerin
kurulduğusahalardır.
4-Ulaşım kolaylığı ve ucuz maliyetle konutve sanayi tesisi inşaatı ovaları cazip hale getirmektedir.
CUKUROVA

Türkiye'de Ovalar

Türkiye'de ovalar diğer bir deyişle düzlük alanlar yüzölçümümüz içinde son derece az yer kaplar. Ülkemizin ancak %8'i düzlük alandır. Ülkemizde teşekkül biçimlerine göre çok
çeşitli ova tipiyle karşılaşılır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Delta ovaları, Kıyı ovaları, Tektonik Çöküntü ovaları, Hafif yarılmış birikim ovaları, Dağ eteği ovaları,
Eski Göl tabanı ovaları, Karstik ovalar, Lav ve tüflerden meydana gelen ovalar.

Birbirinden
farklı biçimlerde teşekkül etmiş bulunan bu ovalar genelde kıyı bölgelerimizde alçak düzlüklerden oluşurken, iç bölgelerimizde yüksek düzlükler şeklindedir.
Ova Çeşitleri

Kıyı bölgelerimizdeki ovalar genelde
deniz
seviyesinden başlamak üzere 200-300 m. yükseltiye çıkarlarken, yer yer 15-25 km, genişlik gösterip uzandıkları gibi iç kısımlara doğru 120-150 km. kadar girdikleri de olur.
1. Delta Ovaları
Bu tip ovalar ülkemizde en yeni oluşan alüvyon dolgu alanlarıdır. Bu tip ovalar kuanterner de tarihi devreler içinde hızlı bir şekilde önemli gelişme göstermiştir. En geniş ve önemli delta ovalarımız Seyhan, Ceyhan nehirlerinin ağızlarındaki deltalar ile Karadeniz kıyısında Kızılırmağın ağzındaki Bafra ve Yeşilırmağın ağzındaki Çarşamba ovalarıdır. Bu bağlamda diğer kıyılarımızda ise önemli delta ovalarına rastlanmaz.
2. Kıyı Ovaları
Ülkemizin üç yanının
denizler ile çevrili olmasına ve de kıyılarının uzunluğunun 8000 km.'yi geçmesine karşılık kıyılarda yer alan ovalık düzlük alanlarımız çok azdır. Bunun başlıca nedeni ise dağlarımızın
denizin hemen kenarında birden yükselmesi ve kıta platformunun kıyı düzlüklerini oluşturacak genişliği olmasıdır.

Bu bakımdan Karadeniz Bölgemizdeki kıyı ovalarının genişlikleri (hemen hiçbir yerde 1 km,'yi bulmaz) az ve devamlılık göstermez iken, diğer kıyılarımızdaki ovalar nisbeten geniş olup devamlılık gösterirler.
Akdeniz kıyılarında
Antalya'nın doğusunda Serikten başlamak üzere Toros dağları kıyının oldukça gerisinde yer aldığından Aksu Köprüsü ve Manavgat ile diğer çok küçük akarsuların getirmiş olduğu alüvyonlar Alanya'ya kadar olan kesimde genişçe bir kıyı ovasını meydana getirirler. Ayrıca Amanus dağları önünde de Dörtyol'dan başlayıp Arsus'a kadar olan
sahil boyunca geniş bir kıyı ovası ile karşılaşılır. Marmara
denizi kıyıları ovaların teşekkülüne elverişli değildir. Ancak Güney Marmara Bölümünde Edincik-Lapseki arasında genişçe bir kıyı ovası dikkati çeker.
Egekıyıları diğer kıyılarımız göre dahAfarklı bir yapı gösterir. Dağların kıyıya dik olarak gelmesi kıyıyı çok girintili çıkıntılı yapmış sayısız koy ve körfezlerin meydana gelmesine neden olmuştur. Buradaki kıyı ovaları genelde körfezlerin gerilerindeki akarsuların alüvyonlarının birikmeleri sonucunda ortaya çıkmışlardır.

Havran, Dikili, Çandarlı, Seferihisar, Kuşadası, Mandalya körfezi kıyıları ovaları
Ege bölgemizin önemli kıyı ovalarıdır. Ayrıca Güneybatı'da
Eşen, Dalaman çaylarının kıyı ovaları ile Kumluca Finike kıyı ovaları da bu tip ovalara örnek olurlar.
3. Vadi Boyu Ovaları
Türkiye, akarsu ağının yoğunluk ve yaygınlık gösterdiği bir ülkedir. Bu bakımdan ülkemizin
farklı coğrafi bölgelerinde yer alan akarsularımızın yer yer litolojik yapıözelliklerinin de
farklılıklar göstermesi nedeniyle vadileri boyunca genişleyip daralırlar ve bir takım ovalar düzlük alanlar meydana getirirler. Bu tip ovaları ülkemizde en belirgin bir şekilde Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya nehirlerinin vadileri boylarında görebiliriz.
4. Tektonik Çöküntü Ovaları
Bu tip ovalara ülkemizin hemen her coğrafi bölgesinde rastlamak mümkündür. Bu ovaların büyük bir kısmı çanak şekilleri ile kendilerini belli ederler. Tektonik çöküntü ovaları genelde yamaçlardan inen akarsular tarafından doldurulduğu gibi ayrı bir akarsu tarafından da dışabağlanan düzlük alanlar olarak karşımıza çıkarlar. Bu tip ovalar içinde önemli olanları Marmara Bölgesinde Manyas, Bursa, Susurluk, Karacabey, Adapazarı; Doğu Anadolu'da Malatya, Erzincan, Pasinler; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yamaçlar ile ova tabanı arasındaki sahada tabana doğru eğimli biçimleri ile dikkat çekerler. Ülkemizde en tipik örneklerine Uludağ'ın eteklerinde, Sultan dağlarının Akşehir ovasına bakan yamaçları önünde,ege bölgesinde İzmir Körfezinin güneyinde Narlıdere, Kızılbahçe arasında kalan sahada Marmara bölgesinde
İstanbul şehri doğusunda Bostancı, Maltepe, Kartal arasında kalan sahalarda rastlanır.
5. Eski Göl Tabanı Ovaları
Ülkemiz jeolojik devirler içinde
özellikle III. zaman sonunda neojende derinliği fazla olmayan göllerle kaplanmıştır. İşte bu göllerin tabanlarında biriken tortullar daha sonra göllerin ortadan kalkması ile Neojen depolarını meydana getirmişlerdir.
Bu düzlük alanlar ile IV. zamanda Pleistosenin nemli devrelerinde ortaya çıkan ve İç Anadolunun büyük bir bölümünü kaplayan göllerin ortadan kalkması ile meydana gelen düzlükler
eski göl tabanı olarak bilinen ovalardır. Bu bakımdan KonyaEreğli ve Tuzgölü çevreleri, Develi-Yahyalı-Yeşilhisar arasında kalan düzlük alanlar ile bu sahaların çevrelerindeki Neojen dolgu alanları ülkemizde
eski göl tabanı ovalarına örnek olurlar.
6. Karstik Ovalar
Bu tip ovalar genelde ülkemizde kalker kayaçların çoğunlukta olduğu Torosların orta kesiminde İç Menteşe ve göller yöresinde görülür. Karstik ovaların teşekküllerinde erimeler yanında çökmeler,
eskinehirlerin vadilerinin genişlemesi tektonik olayların rol oynadığı söylenebilir. Burdur-Antalya arasında kalan sahada Kestel, Kovada, Gölova, Korkuteli, Gölhisar, Elmalı kasaba, Muğla, Ula, Tefenni Acıpayam ovaları ülkemizdeki tipik karstik ovalardır. Bu ovalar aynı zamanda karstik şekillerin en büyükleri olan birer uvala ve polyedirler.
7. Lavların Meydana Getirdiği Ovalar
Bu tip ovalar yeryüzü üzerinde (volkanizma) ve tektonik olaylar neticesinde meydana gelen kırıklar boyunca ortaya çıkan lav ve tüllerin
eski topoğrafik şekilleri örtmesi neticesinde meydana gelen düzlüklerdir. Ülkemizde bu şekildeki düzlükler genelde Doğu Anadolu bölgemizde görülür. Gerçekten bu bölgemizde yüksek dağlar arasında görülen Malazgirt, Çaldıran, Muradiye gibi ovalar volkanik orjinli lavların tüflerin geniş sahalara yayılıp meydana getirdiği düzlüklerdir.
8. Ova ve Plato Arasındaki Farklar Nelerdir :
KONYA OVASI
Platolar akarsular tarafından derin biçimde yarılmış yüksek düzlüklerdir. Ovalar ise çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmediği, geniş veya dar düYükselti ve eğimfarkları vardır. Ayrıca ova toprakları biriken alüvyonlar nedeniyle çok verimli topraklardır. Yine ovalar çok verimli tarım alanlarıdır. Bunun nedeni ise alçakta olmaları geniş düzlükler şeklinde bulunmaları ve verimli topraklar olmalarındandır. Platolar yüksekte kaldıkları için tarım için değil daha çok hayvancılık için elverişli alanlardır. Kuru tarım yapılabilir. Soğuk ve uzun kış nedeniyle yerleşim için çok uygun alanlar değildir.                                                     

VOLKANİZMA VE VOLKANİK DAĞLAR


hasan dağı

Mağmanın yerin derinliklerinden hareket ederek yer yüzüne çıkması veya yer yüzüne yakın derinliklere kadar gelerek soğuması olayına volkanizma denir.

Volkanik faaliyetler meydana geldikleri yere göre adlandırılır.

A - DERİNLİK VOLKANİZMA



Yer kabuğunun tabakaları arasına sokulan mağma yüzeye çıkmadan çeşitli derinliklerde katılaşarak batolit, dayk, lokolit, sill gibi değişik şekiller oluşturur.

Bu şekiller dış kuvvetlerin üstteki tabakları aşındırması sonucu yüzeye çıkabilirler.

B- YÜZEYSEL VOLKANİZMA



Yer kabuğundaki kırık hatları boyunca mağmanın yer yüzüne çıkmasıyla volkanik püskürmeler meydana gelir.

Volkanizma sırasında mağma katı, sıvı ve gaz halinde yer yüzüne çıkar. Çıkan sıvı maddelere lav, katı maddelere tüf denir. Gazların çoğu ise su buharıdır.

Yüzeysel volkanizmada lav akıntısı ve volkanik patlamalar meydana gelirken volkan tüfü, lapilli ve volkan bombası gibi malzemeler de yeryüzüne çıkar.

Volkanizma ile çıkan malzemeler çıktığı yerde birikerek volkan konilerini oluşturur. Bunların tepesinde bulunan çukurluğa krater denir.

Mağmanın koni içinden yükselerek kratere ulaştığı yere ise volkan bacası denir.

Bazı volkan dağları oluştuktan sonra tekrar püskürme olabilir. Daha sonra meydana gelen püskürme ile koninin tepe kısmı parçalanabilir. Böyle oluşmuş çanaklara kaldera denir. Nemrut gölü böyle bir kaldera içinde oluşmuştur.



Volkanik alanlarda gazların basıncı ile üstteki kütleyi patlatarak oluşturduğu çukurluğa patlama çukuru veya maar denir. Bu çukurlukta su birikmesi sonucu göl oluşur.

Yurdumuzda Konya-Karapınar'da oluşmuş Meke Tuzlası (Gölü) buna örnektir.



Volkanik şekillerin biçimi, volkanlardan çıkan maddelerin özelliğine ve volkanik faaliyetlerin süresine bağlıdır.

1-KALKAN VOLKANLAR

Lavların akıcılığı fazla (bazik karakterli) ise yükseltisi az olan yayvan görünüşlü volkan konisi oluşur. Bunlara kalkan veya plato volkanlar denir.

ör: Karacadağ volkan dağı (Diyarbakır)

2-TABAKALI VOLKANLAR

Mağmadan gelen malzemenin asit karakterli ve yoğun lavlar şeklinde yüzeye çıktığı arazilerde dik volkan konileri oluşur.

Lavların fazla akışkan olmaması nedeniyle tabakalar halinde biriktiği bu konilerde, ana koninin etrafında daha küçük parazit koniler de yer alır.

Japonya’daki Fuji, Filipinler’deki Mayon, Türkiye’deki Ağrı Dağı bu tür dağlara örnektir.

3-TÜF KONİLERİ

Volkanlardan çıkan kül, kum ve çakıl gibi katı maddelerin birikmesiyle oluşan küçük konilerdir. Örnek;Kula Volkanları-Manisa

YERYÜZÜNDEKİ BAŞLICA VOLKANİK BÖLGELER

Büyük Okyanus çevresi (en fazla bu bölgede görülmektedir. Bu sebeple buraya Pasifik Ateş Çemberi denir.)
Atlas Okyanusunun orta kesimi,
Akdeniz ve çevresi
Doğu Afrika

                       

KIRIK DAĞLAR

Kıvrılma özelliğini kaybetmiş olan sert tabakalar kırılmaya uğrarlar. Böylece fay hatları oluşur. Fay hatları boyunca, bazı kısımlar çökerken, bazı kısımlarda, yüksekte kalırlar. Çöken kısımlara GRABEN, yükselen kısımlara HORST denir. Bunlara örnek Ege’deki Horst-Graben hattı örnek verilebilir. Kazdağı, Yunt Dağı, Bozdağlar, Aydın Dağları ve Menteşe Dağları horstlara örnektir.

KIVRIMLI DAĞLAR VE TÜRKİYEDEKİ ÖRNEKLERİ

Büyük su kütleleri tabanlarında biriken tabakaların bir kısmı plastiki özelliklerdir. Yan basınçlara maruz kalan bu alanlar kıvrımlanarak Antiklinal ve Senklinaller oluşur kıvrım alanlarda yükselen yerler kıvrım dağları oluştururken, arada kalan çukur yerlerde senklinal alanlarını oluştururlar. Türkiye'de genç kıvrım dağları Alp orojenezi ile oluşmuştur. Birinci jeolojik zamanda Türkiye'nin bulunduğu yerde tedhis denizi tabanında çevre karalardan taşınan malzemeler birikerek kalın tabakalar oluşturmuşlardır. III. zaman ortalarında kuzey ve güneydeki eski karaların birbirine doğru hareket etmesi sonucu Tethis denizi tababanındaki yumuşak tabakalar sıkışarak kıvrılmış, yükselen yerler kıvrım dağlarını oluşturmuştur. Bu oluşum bir kaç kere tekrarlanmıştır.

İşte bu olayların sonuncusuyla Alp - Himalaya orojenik hareketiyle Kuzey ve Güney Anadolu'daki kıvrım dağları oluşmuştur. Ülkemizin kuzey ve güneyinde doğu - batı genel yönünde uzanan bu dağlar kıyı çizgisinin uzanışını da belirlemiştir. Bu iki dağ sırası Doğu Anadolu'da birbirine yaklaşırlar. (Tunceli - Bingöl çevresi) Bu dağlar üçüncü zaman sonunda oluşmuş bugünkü görüntülerini ise IV. zamandaki toptan yükselme ile tamamlamışlardır. Bu dağların örneklerini; Kuzeyde, Küre, Canik, Rize, Giresun dağ sıraları Güneyde, Beydağları, Bolkar, Aladağlar, Munzur, Bingöl, Güneydoğu Toroslar oluşturur.                                                

14 Mayıs 2012 Pazartesi

DAĞ OLUŞUMU VE DAĞLAR



Bu hareketler okyanus tabanlarında başlar. Dış kuvvetlerin etkisiyle aşındırılarak okyanus tabanlarında biriken tortul tabakalar birbirine doğru hareket eden levhalar arasında kalarak sıkışırlar. Sıkışma sonucunda kıvrılma ve yükselme olur. Böylece kıvrım dağları oluşur. Kıvrılma ile yükselen yere Antiklinal, çukurlaşan yere de Senklinal denir.

Orojenezle kıvrılma özelliği taşımayan sert tabakalar da kırılır. Bu kırılma yerlerine Fay (kırık hattı) hattı denir. Fay hattı boyunca yükselen yerlere horst, çöken yere de graben denir.

Dünyanın en uzun graben çukurluğu Doğu Afrika’da Mozambik sınırlarından başlar, Yurdumuzda Hatay çukurluğuna kadar uzanır (5000 km).
Türkiye’de Horst ve Graben oluşumu en fazla Ege Bölgesinde görülür.
Grabenler: Bakırçay , Gediz, B. Menderes, K. Menderes ve Amik ovasıdır.
Horstlar: Kaz dağı, Madra dağı, Yunt dağı Bozdağlar, Aydın dağları ve Menteşe dağlarıdır. Dünya üzerindeki başlıca kıvrım dağları III. Zamanda oluşmuş Alp-Himalaya kıvrımları ile Amerika kıtasının batısındaki Kayalık ve And dağlarıdır.
Türkiye’deki dağların büyük bir kısmı III. zamanda Alp-Himalaya kıvrımları ile oluşmuştur. Bunlar kuzeyde Kuzey Anadolu Dağları ve güneyde Toros Dağlarıdır.
Kısacası Orojenez sonucunda;
Kıvrım dağları , Horst-Grabenler ve fay hatları oluşmuştur